Türkiye Cumhuriyeti

Madrid Büyükelçiliği

Bilgi Notları

Türkiye- İspanya İkili İlişkileri, 04.03.2016

 XV. ve XVI. yüzyıllarda Akdenizin iki ucundaki iki büyük imparatorluk olan Osmanlılar ve İspanyollar arasındaki ilişkiler,  İspanya Kralı I. Carlos’un (İmparator Şarlken) oğlu Juan de Austria’nın komutasındaki Haçlı Donanmasının Osmanlı Bahriyesini yendiği İnebahtı  (Lepanto, 7 Ekim 1571) savaşını izleyen iki yüzyıllık bir çatışma döneminden sonra, Eylül 1782’de İstanbul’da imzalanan Türkiye-İspanya Barış, Dostluk ve Ticaret Antlaşmasıyla devam etmiştir. Bu Antlaşmanın Onay Belgelerinin, İspanyol Elçisi Juan de Bouligny tarafından  törenle  Osmanlı  Padişahına  sunulduğu  25 Nisan 1783 tarihi, çağdaş Türk-İspanyol ilişkilerinin başlangıç tarihi sayılabilir.  Bu  şekilde, İstanbul’daki İspanyol Elçiliği de faaliyetine başlamıştır. Madrid’de bir Türk Elçiliğinin açılması ise ancak 1857 yılında mümkün olmuştur.

 

Türkiye, İspanyol İç Savaşı sırasında bir yandan Cumhuriyet Hükümeti ile resmi ilişkilerini sürdürürken, diğer yandan da General Franco yönetimi ile bir iletişim kanalı oluşturarak (Ankara’daki İspanyol Büyükelçiliği Cumhuriyete, İstanbul’daki Başkonsolosluk ise Franco’ya bağlıydı) Madrid’de rejim değişikliğini kendisi açısından sorunsuz aşabilmiştir. 

 

Türkiye ve İspanya Hükümetleri, 1 Ocak 1951 tarihinden itibaren, aralarındaki diplomatik ilişkiyi Büyükelçilik düzeyine yükseltmeyi kararlaştırmıştır.

 

General Franco yönetimindeki İspanya ile ilişkilerimizde canlılık sözkonusu olmamakla birlikte, karşılıklı ve ölçülü bir dostluk ve işbirliği anlayışı sürdürülmüştür. Nitekim, iki ülke arasında, 16 Nisan 1959 tarihinde bir Dostluk Antlaşması da imzalanmıştır.

 

Türkiye-İspanya ilişkileri, 1980’lerin ortalarından itibaren İspanya’nın NATO’ya ve AB’ne katılması ve her iki ülkenin dış pazarlara açılma ve liberalizasyona öncelik veren benzer iktisadi politikalar uygulamaları sonucu canlanmaya başlamıştır.

 

1989 yılında Başbakan Özal’ın İspanya’yı ziyareti ilişkilerdeki canlanmaya ivme kazandırmış ve o tarihten bu yana siyasi, askeri ve ekonomik alanlarda ilişkiler sıklaşmıştır. Bunun bir sonucu olarak, İspanya Kralı Juan Carlos 1993 yılında ülkemize bir devlet ziyareti gerçekleştirmiştir. Bunu takip eden dönemde, Temmuz 1998’de Başbakan Aznar’ın Türkiye ziyareti sırasında “İlişkilerin Geliştirilmesi için Ortak Hareket Eylem Planı” imzalanarak iki ülke arasında başta dış politika ve güvenlik alanlarında olmak üzere düzenli istişareler gerçekleştirilmesi öngörülmüştür.

 

2006 yılında Başbakan Zapatero’nun ülkemize, 13-16 Ocak 2008 tarihlerinde de Sayın Başbakanımızın İspanya’ya gerçekleştirdiği ziyaretler ikili ilişkilerin ivmesinin devam etmesine katkı sağlamıştır.

 

2009 yılında ikili ilişkiler alanında kaydedilen en önemli gelişme, dönemin Başbakan Zapatero ile Sayın Cumhurbaşkanımız (Başbakan olduğu dönemde) arasında varılan mutabakat uyarınca, Türkiye-İspanya ilk Zirve toplantısının 5 Nisan 2009 tarihinde İstanbul'da yapılması olmuştur. 

Bu ilk zirvenin ardından her yıl Türkiye-İspanya Zirve toplantıları iki ülke Başbakanları başkanlığında gerçekleştirilmektedir. 

İspanya, ülkemizin AB üyeliğine destek vermektedir. Bu çerçevede, 2010 yılının ilk yarısında İspanya’nın AB dönem başkanlığı döneminde "Gıda Güvenliği, Bitki ve Hayvan Sağlığı" faslı açılmıştır.

İspanyol kamuoyunun ülkemizin AB üyeliğine bakışı, AB ortalamasının üzerinde, olumlu bir seyir göstermektedir. Bununla birlikte, son yıllarda yapılan kamuoyu araştırmalarında ülkemizin üyeliğine müzahir olan İspanyolların sayısında belli bir düşüş olduğu ortaya koyulmaktadır.  

İki ülke arasındaki ikili ekonomik ilişkiler de olumlu havada seyretmektedir. 

2015 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla % 9,5 oranında artış kaydederek 9,82 milyar Avro (TR’nin ihracatı: 4,74 milyar Avro, TR’nin ithalatı: 5,08 milyar Avro) olarak gerçekleşmiştir. 2014 yılındaki toplam ticaret hacmi ise, 2013 (8,5 milyar Avro) yılına kıyasla % 5,4’lük yükselişle, 8,96 milyar Avro düzeyindeydi. Bu rakamlar göz önünde bulundurulduğunda, ikili ticaret hacminde kademeli ve istikrarlı bir yükselişten söz etmek mümkündür.

 

İspanyol firmalar 2014-2015 yılları arasında ülkemizde yaklaşık 10 milyar Avro yatırım yapmışlardır. Ülkemizdeki en büyük İspanyol yatırımcılar, Garanti Bankası’nda hakim ortak konumunda olan BBVA ile Genel Sigorta’yı satın alan Mapfre’dir.

 

2015 yılında ülkemizi 236 bin İspanyol turist ziyaret etmiştir. Anılan dönemde İspanya’yı ziyaret eden vatandaşlarımızın sayısının 100 bin dolayında olduğu tahmin edilmektedir.

 

İspanya'ya ihracatımızda başlıca sektörler tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin ağırlıklı olduğu tüketim malları, otomotiv sanayi ürünleri, demir çelik ürünlerinden oluşan yarı mamuller ve beyaz eşyanın başını çektiği dayanıklı tüketim mallarıdır. Türkiye, İspanya'nın tekstil ve konfeksiyon ithalatında Çin'in ardından ikinci sırada gelmektedir.

 

İspanya'dan ithalatımızda ise kara ulaşım araçları, otomotiv sanayi ürünleri, kimyasal maddeler ve demir-çelik ürünleri ilk sıralarda yer almaktadır. Türkiye, İspanya'nın ABD ve Fas'tan sonra AB ülkeleri dışındaki en büyük 3. ihracat pazarıdır. 

 

Ülkemizle İspanya arasında, 28 Mart 1956 tarihinde imzalanmış bir Kültür Anlaşması, 9 Mart 2006 tarihli Kültürel İşbirliği Programı, 7 Ağustos 2009 tarihinde yürürlüğe giren Bilimsel ve Teknolojik İşbirliği Anlaşması ve 3 Ekim 2013 tarihinde imzalanmış olan Eğitim Alanında İşbirliği Anlaşması bulunmaktadır.
 

Türkiye’de, Ankara, İstanbul ve Burdur Mehmet Akif Üniversitelerinde “İspanyol Dili ve Edebiyatı”, İstanbul Aydın Üniversitesinde ise “Uygulamalı İspanyolca ve Çevirmenlik” bölümleri faaliyet göstermektedir. İstanbul’daki Cervantes Enstitüsü’nün İspanyolca kurslarına 2001’deki kuruluşundan bu yana 20 binden fazla öğrenci katılmıştır.

 

Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) Başkanlığı ile İspanya Eğitim, Kültür ve Spor Bakanlığı arasında 2002 yılında imzalanan “İşbirliği Protokolü” çerçevesinde belli başlı İspanyol üniversitelerinin rektörleri ve akademisyenleri ile Türk üniversitelerindeki muhatapları arasında temaslar kurulmaktadır. 

Diğer taraftan, Erasmus programı kültürel ilişkilerimizin ve üniversitelerarası işbirliğimizin geliştirilmesi bakımından önem arzetmektedir. Bu çerçevede, İspanyol üniversiteleri, Erasmus programına katılan Türk üniversite öğrencilerinin Avrupa’da en çok tercih ettiği üniversiteler arasındadır.

 

İspanya’daki üniversitelerde Türk dili ve Türkiye çalışmaları için ayrı bir kürsü bulunmamaktadır. Halihazırda, Madrid’de Complutense ve Autonoma Üniversitelerinde, Arap ve İslam Araştırmaları Bölümleri bünyelerinde, Granada Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık Bölümü bünyesinde seçmeli ders olarak Türkçe dil eğitimi verilmektedir. Complutense Üniversitesi’ne bağlı dil kursunda ve Barselona Üniversitesi’ne bağlı IPOA dil okulunda özel Türkçe kursları verilmektedir. 

Ayrıca, Autonoma Üniversitesi’nde, Arap ve İslam Çalışmaları Bölümünde Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye-AB ilişkileri konulu lisans ve yüksek lisans dersleri verilmektedir. 

İspanya’da yaşayan vatandaşlarımızın sayısında 2000’li yılların ortalarında belirgin ölçüde bir artış yaşanmıştır. 2001 yılı kayıtlarımıza göre İspanya’da ikamet eden vatandaşlarımızın sayısı bin civarındayken, İspanyol Parlamentosu’nda 2005 yılında kabul edilen yasayla İspanya’da yasadışı şekilde ikamet eden ve çalışan yabancıların oturma ve çalışma izni almalarını kolaylaştıran sürecin başlatılmasıyla bu sayı artmaya başlamıştır.  

2015 yılı sonu itibariyle Madrid Büyükelçiliği Konsolosluk Şubesine kayıtlı 5.746 ve Barselona Başkonsolosluğumuza kayıtlı 3.613 olmak üzere kayıtlı toplam vatandaş sayısı 9.359’dur. Kayıtlı olmayan vatandaşlarımızla birlikte İspanya’da bulunan Türk vatandaşlarının sayısının 10 bin civarında olduğu düşünülmektedir. 

İspanya’da bulunan vatandaşlarımızın çoğu ücretli olarak çalışmaktadır. Bunun yanında turizm, tekstil gibi alanlarda iş sahibi olan vatandaşlarımız da bulunmaktadır. İspanya’daki Türklerin önemli bir bölümü Madrid ve Katalunya Özerk Yönetimlerinde yerleşiktir. Bu bölgeler dışında vatandaşlarımızın sahil kentlerini tercih ettikleri görülmektedir. Endülüs, Bask Ülkesi, Valensiya ile Kanarya ve Balear Adaları sözkonusu bölgelerin başında gelmektedir.